PAYLAŞ
127 Saat

Herkesin içinde doğaya karşı çok azda olsa bir sevgi vardır. Hepimiz alıp başımızı çıkmak isteriz, yani en azından ben öyle düşünüyorum. Filmdeki başrol oyuncumuz ise bizim yapmak istediklerimizi tam olarak hayat tarzı olarak benimsemiş bir kişilik rolüyle karşımıza çıkıyor.

Karakter ne zaman doğa gezisine veya tırmanmaya çıksa teknolojiyi asla yanına almıyor, buda telefonunu evde bırakması demek. Fakat bu kuralı kahramanımız için bir tehlike arz ediyor.

Film başlar başlamaz içinizdeki o doğa aşkını körüklüyor. Gezmeye gittiği kayalıklarda yine doğa gezisi yapan 2 kız ile tanışıyor, beraber geziyor ve eğleniyorlar. Filmin en güzel sahneleri görsel açıdan sanırım bu bölümdü. Daha sonra kız arkadaşlarından ayrılan kahramanımız büyük bir talihsizlikle karşılaşıp 2 kayanın arasına düşüyor ve orada sıkışıyor. Deneyimi oldukça fazla olan oyuncumuzun bir sorunu var ortalama büyüklükteki bir kaya parçası elini, düştüğü çukurdaki iki büyük dev kayanın arasında sıkıştırıyor. Ve 127 saat başlar.

Tüylerinizin diken diken olacağı bu filmde, ölümü adeta hissedeceksiniz. Fakat bu bir korku filmi değil, film göreceli olmakla beraber benim şahsi fikrim olağanüstü bir yapıt.