PAYLAŞ

Herkese merhaba, bu yazıda size çok sevdiğim ve herkesin okumasını istediğim bir kitabı tanıtacağım: Bizim Büyük Çaresizliğimiz. Aslında yazar Barış Bıçakçı ile tanışmam Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra kitabı ile oldu.( Evet Barış Bıçakçının kitap isimleri hep uzun J) Anlatım tarzını çok sevdim bu kitapta, usul usul ama derin yazıyor Bıçakçı içerlerde bir yere dokunuyor. İnsanı bir süre durup düşünmeye itiyor. Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra’yı okuduktan sonra adıyla beni çok etkileyen Bizim Büyük Çaresizliğimizi aldım. Kitabın başrollerini İlker Aksum, Fatih Al ve Güneş Sayın’ın paylaştığı ve Seyfi Teoman’ın yönettiği, 2011 yılında çekilmiş bir filmi de var. Resimler filmden alınmıştır. Filmi de çekildiği için diğer kitaplarına oranla daha popülerdi bu kitabı. Kitabın 3 kahramanı var: Çetin ile Ender, Ender ile Çetin ve Nihal.

a
Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Ender ile çetin orta yaşlı iki dost, Lise yıllarından beri hayal ettikleri gibi Ankara da bir apartman dairesinde kendi ufak, durgun yaşantılarını kurmuşlar. Hayatlarına şimdiye kadar birçok kişi girmiş çıkmış, aralarına şehirler, yıllar, ölümler girmiş ama onlar hep korumuşlar dostluklarını. Ve bu yaz tatilinde dostlukları bir kez daha sınanacak. Tatilde bir trafik kazasında anne ve babasını kaybeden Fikret’in yeniden Amerika’ya dönmesi gerekir fakat ortada bir sorun vardır: artık yalnız kalan kız kardeşi Nihal.

[reklam]

Nihal, Ankara Üniversitesi’nde öğrencidir ve okulunun bitmesine iki yıl vardır. Fikret’in Nihal’i emanet edebileceği kişi ise Ender ve Çetin’dir. Fikret, Nihal’i arkadaşlarına emanet eder ve Amerika’ya geri döner. Artık evde üç kişi yaşıyordur. Nihal anne ve babasını kaybetmiş olmanın yarattığı travmayı yaşarken Ender ve Çetin’le iletişim kurmak istemez. Fakat zamanla bu üç kişi arasında mecburiyetin de etkisiyle ismi konulamayan farklı bir yakınlaşma doğar.

Kitapta anlatılan dostluk öyle güzel ki. Ender birlikte yaşadıklarını anlatırken siz de böyle bir dostluğu yaşamak istiyorsunuz, onların anılarını bir de ben canlandırayım diyorsunuz. Bu iki orta yaşlı adam bize dostluk kavramını tekrar hatırlatıyor ve kendilerine gıpta ederek bakmamızı sağlıyor.

b

Çetinden Ender’e : “Dışarıda yağmur yağıyor, hoca kısmi türevi anlatıyor ve ben seni düşünüyorum.”

c

“Nihal kahvaltılarda peynirin üzerine reçel koyup yiyor! Sizin taraftan Çetin,  sizin taraftan.”

“Dostum her şeyin farkında olduğun için mi yalnız ve mutsuzsun?”

e

“Biz uzaktan kuruyorduk Çetin, olanlar üzerine değil olabilecekler üzerine düşünüyorduk.”

f

Seninle konuşmanın özel grameri: hemen hemen her cümle ‘hatırlıyor musun’ sorusuyla biter, ortak geçmişimizin g’si büyük yazılır, eylemlerimizin kipi daima güzel geçmiş zamandır ve Çetin ile Ender’i birbirine bağlayan bağlaçlar saymakla bitmez.”

Yazan : dasfoto